Oku, bilgilen, fikir sahibi ol; zihnin ve gönül dünyan zenginleşsin! Dr. Ismail Kaygusuz

Kitap IX CAŞ (Roman)

Oku, bilgilen, fikir sahibi ol; zihninve gönül dünyan zenginleşsin! Ürettiğimiz bilgiler özgür, özgün ve karşılıksızdır.

Alıntı yap, indir, adımı silip sahiplenmeden kayıt altına al ve yakınlarınla dostlarınla paylaş!

Dr. Ismail Kaygusuz

 

CAŞ

IĞDIR’IN ÜÇ ALMASI

İsmail Kaygusuz

 

Nisan 2013,  Bornova’da Iğdırlı İki Genç   

Murat tam yeni kiraladığı evin bulunduğu sokağa girmişti. Nisan ayının ortalarıydı; birkaç gündür yağmakta olan yağmurlar kesilmiş, dünden beri bahar güneşi adeta havayı ısıtıyordu. Mahalleye iki ay önce taşınmışlardı. Fakülte binalarının bazılarına yürüyerek derslerine gidip gelebiliyordu, bu yüzden çok memnundu. Mahalle kasabının önünden geçerken vitrine baktığında, canlı gibi duran bir beyaz kuzu dikkatini çekti. Yaklaşıp içeriye doğru bir göz attı. Birkaç müşteriyle ilgilenmekte olan kasap kendisini görmemişti. Bu Eğinli (Kemaliye) yaşlı kasapla iki gün önce tanışmış, Elazığ’ın köylerinden olduğunu söyleyerek hemşehri ayağından dostluk kurmayı denemişti. Demek o zaman farkına varmadıydı bu içi saman  doldurulmuş  kuzu postundan modelin. Kasap dükkânının taze kuzu eti reklamını yapan doldurulmuş kuzuya baktıkça, sanki canlıymışçasına meleyerek üzerine geliyormuş gibi geldi bir an için. Tam bir yıl öncesini anımsadı: Iğdır’da, Fate ile onların büyük davar ağılında  buluşmuşlardı. Ağıla girdiğinde Fate kapıya arkası dönüktü. Berivan’la Zelal’ı göndermiş; kaza geçirdikleri için birer bacağı sarılı iki beyaz kuzuya yem veriyordu. Kuzulardan biri yavaşça kapıyı açan Murat’ı görmüş meleyerek ona doğru koşmaktaydı. Bunun farkına varan Fate hemen döndüğü için, Murat’ın kendisine arkadan sarılmasına engel olmuştu.

Murat kendikendine gülerek yoluna devam etti. Onu dudaklarından öpmeye çalıştığında kendisini şiddetle iterek, “dudaktan öpmek nikâhtan sonra” diye nasıl da serzenişte bulunduydu yani! Düşünüyordu da; bu bir yıl içinde neler olmuştu, neler neler!

Ege Üniversitsi Ziraat Fakültesinin sınavını kazanarak, şimdi okuduğu Bölüm’ün puvanını tutturmuş olan Murat, geçen yıl Temmuz’un ikinci haftasında Iğdır’dan İzmir’e gelip kayıt yaptırdı. Köydeki ekonomik durumları iyiydi. Çok geniş bir Kaysı bahçesi, sulu tahıl tarım yapılan tarlalarıyla birlikte büyük sebzelikleri vardı. Ayrıca pamuk ekimi yaptıkları otuz-kırk dönümlük düz bir araziye sahiptiler Aras ırmağı kıyısında. Babası ve iki ağabeysi de Murat’ın Ziraat Mühendisi olmasını çok istiyorlardı. Onun içindir ki, büyük çiftlik konağını yöneten Berfo Ana’yı ilk yıl Murat’ın yanına göndermeyi  göze aldılar. Babası Samid Ağa anasıyla birlikte gelerek,  Murat’a Bornova’da bir ev kiraladılar Ağustos’un başlarında. Sonra  oğluna bakması, yemeğini pişirmesi ve çamaşırını yıkaması için Berfo Ana’yı, istemeye istemeye burada bırakıp Iğdır’a, Diyarbakır ve Van’dan gelen mevsimlik işçilerinin-ırgatlarının başına geri dönmüştü.

Iğdır’da geçen olaylardan, olup bitenlerden hiç haberi olmayan Murat, babasını dönüşünden tam altı ay sonra akşama doğru okulundan döndüğünde evde büyük ağabeyi Cemal’i, İskender Dayı ve Fate’yi Berfo Ana ile sohbet ederlerken bulduğunda şaşırıp kalmış. Adeta eli ayağına dolaşmış, dili damağına yapışmış durumda; ne kıpıdayabilmiş ne de tek söz edebilmişti bir süre. Öbürlerinin gelişi İzmir’de bir iş bağlamak için olabilirdi, ama Fate’nin Üniversite’ye Hazırlık kurslarında, dershanede olması gerekiyordu; onun burada ne işi vardı ki? Konuşamıyor ama, zihni hızlı çalışıyor belleğinde kalanları sözsüz olarak dışa vuruyordu sanki. Geçen Ağustos başlarında yazdığı son mektubunda Fate, “Sonbaharda bütünlemeye kaldığım tek dersi verip kurslara başlayarak, önümüzdeki Üniversite Sınavlarını kesin güvenceye almalıyım” diye yazmıştı ya. Sonra da, bir daha ne Fate’nin kendisinden ne yakınlarından onun hakkında haber gelmedi. Enişte dediği ve çok sevdiği, onun da kendisini çok sevdiğini bildiği İskender Dayı ise bir ay önceki mektubunda, “telaşlanmanın gereği yok Murat; kurslarda ders çalışmaktan canı çıkıyor kızcağızın, zaman bulamadığı için sana yazamıyordur” demişti. Oysa şimdi, Kasım’ın ortalarında Fate ile birlikte birdenbire karşısına çıkmışlardı. Bu da neyin nesiydi?  Habersiz gelen, bu hiç beklenmedik konuklardan İskender Dayı ile Cemal ağabeyisi, şaşkınlıktan kendilerine “hoş geldiniz” bile diyemiyen Murat’ın iki koluna girip, bir koltuğa oturtarak, Iğdır’da olup bitenleri bir bir anlattılar. Berfo Ana’yla Fate de birbirlerine sarılmış ağlamaktaydı. Ve de Iğdırlı olduklarını gizlemeyi sıkı sıkı tenbih etmişlerdi…

       Bütün bunları zihninden geçiren Murat bir  katını yeni kiraladığı apartmanın önüne iyiden yaklaşmıştı. Artık nikahlı eşi  olarak evde onu bekleyen Fate’nin adı Sevda’ydı, değiştirmeyi uygun görmüşlerdi. Bu da Murat’ın anasının fikriydi, giderayak Fate’yi Sevda yapmıştı. Ne yapıyordu evde acaba? Bugün erken geleceğini, bir arkadaşına uğrayıp ders notları değiş-tokuş yapacaklarını söylemişti. Söylediği saati epeyce geçirdiği için kendikendine “şimdi merak etmeye başlamıştır” diye söylenerek admlarını hızlandırdı Murat.

***

Ege Üniversitesi Fakülte yapılar yerleşkesinin hemen hemen tümü, İzmir’in merkez ilçesi Bornova’nın Erzene mahallesinde bulunuyordu. Bir iki sokak güneyinden  Ergene Mahallesi başlıyor ve Murat’ın yeni kiraladığı, iki artı bir dedikleri  küçük bir apartman dairesi de buradaydı.

Dairenin oturma odası bayağı geniş durumda. Üzerinde açık kitaplar ve defterler gelişigüzel duran altı kişilik bir  yemek masası, üç kişinin oturabildiği çekyat bir kahverengi koltuk ve aynı renkte tekli iki koltuk ve  köşede orta boy bir televizyon bulunuyor. Ama hâlâ alacakları yeni eşyalar için epeyce yer var. Sokağa bakan orta boy iki pencerenin de perdeleri yarı aralık bırakılmış ve içeriye akşam güneşinin soluk ışıkları sızıyor. İnce ve mütenasip vücudunu saran beyaz göğüs önlüğü ve altındaki kısa kollu siyah bluzuyla aynı renkteki pantolonu ve de Murat’ın aya benzettiği güzel yüzünü çevreleyen saçlarını yarı kapatan kırmızı kısa eşarpıyla lüks lokantaların güzel garson kızlarını andıran  Sevda  mutfakta akşam yemeği hazırlamakta. Kaynanası Berfo Ana mutfağı ona teslim edip ayrılmadan önce, buzdolabı dahil, tüm mutfak eşyalarını alarak yerlerine yerleştirmiş ve onları kullanması yönünde de epeyce eğitmişti.

  

Devamını buradan oku...  pdf